ÜNDER | Aylık Toplantı

Aylık Toplantı


Kasım Ayı Toplantısı

Konuşmacımız Sayın Prof. Dr. Orhan Uzun'un sunumunun tam metni için tıklayınız.
Bunun yanında konferans ile ilgili görseller için tıklayınız.
Basına yansımalar icin tıklayınız.
 

ÜNDER Kasım ayı kahvaltılı toplantısı bu sabah İstanbul Üniversitesi, Baltalimanı Sosyal Tesisleri’nde gerçekleşti. Açılış konuşmasını yapan ÜNDER Başkanı, Doç. Dr. Muhammed KURULAY, derneğin son bir yıl içindeki faaliyetlerini özetledi, akademisyenleri doğrudan ilgilendiren konulardaki kanun değişiklikleri için derneğin katkılarının değerlendirildiğini ifade etti ve bundan sonraki çalışmalarda tüm akademik camianın desteklerini beklediklerini belirtti.

Bu toplantımızın konuşmacı konuğu, Yüksek Öğretim Kalite Kurulu Kurucu Başkanı ve Bartın Üniversitesi Rektörü, Sayın Prof. Dr. Orhan Uzun “Yükseköğretimde Küresel Eğilimler ve Kalite” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

“Kalite varılacak bir liman değil, uzun soluklu bir yolculuktur” diyen Prof. Dr. Uzun kalitenin bitmeyen bir süreç olduğunu söyledi. Küresel dinamiklerin değişimi zorladığını ve teknolojinin, iş dünyasının ve insan davranışlarının hızla değiştiğini ifade etti. Dünyanın giderek yaşlandığını, 18-24 yaş grubundaki büyümenin yalnızca Afrika’da olduğunu bunun da ancak 2030’lu yıllara kadar devam edeceğini belirtti. Yeni nesillerin yalnızca bir sektörde değil kariyerleri boyunda birçok sektörde çalışmak zorunda kalacakları bir döneme girildiğini belirtti. Yüksek öğrenim gören öğrencilerin iyi bir mesleki eğitim almaları yanında iletişim, adaptasyon ve inovasyon yeteneklerini de geliştirmeleri gerektiğini ifade etti. Öğrencilerin mezun olduklarında karmaşık problemleri çözebilecek kabiliyette olmaları gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Uzun üniversitelerde verilen eğitimin işgücü piyasasının ihtiyaçları ile örtüşmediğini belirtti. Üniversitelerin değişiklikler yaparak bu talepleri karşılayabilecek hale gelmeleri gerektiğini belirtti.

Dünyadaki eğilimlerin bütçe kısıtlamaları, işgücü piyasasına uygun eğitim arayışları ve yaşam boyu eğitim olduğunu ifade etti. Bütün dünyada üniversitelerin bütçe kısıtlamaları ile karşı karşıya olduğunu, üniversitelerde çok sayıda yeni programların açıldığını ve bunların da kontenjanlarının ve kayıtlı öğrenci sayılarının artırıldığını belirtti. Bununla beraber eğitim sektöründe yurt içi ve yurtdışı rekabetin arttığını belirtti. Üniversite bütçelerine katkıda bulunmak için diğer ülkelerden öğrenci çekmenin gerekli olduğunun altını çizdi.

Dünyada yüksek öğrenim gören öğrenci sayısı 207 milyondur. Yüksek öğrenime kayıt sayılarındaki artış en fazla, Çin, Türkiye, Rusya, Meksika ve Malezya’da gerçekleşmektedir.
Şu anda 5 milyon kadar kendi ülkesi dışında eğitim alan öğrenci olduğunu ve bu sayının 2030 yılına kadar 7,5 milyona ulaşacağını belirtti. Bugün Türkiye’de öğrenim gören 120.000 kadar yabancı öğrenci var. Bu sayının artırılması gerekiyor. Yurtdışında öğrenim gören öğrencilerin dörtte üçü Amerika, İngiltere ve Avustralya’da eğitim görmekte.

Dünyada artık bilgi çağından akıllı toplum çağına geçildiğini belirten Prof. Dr. Uzun, üniversitelerimizin dünyadaki ilk 500 üniversite arasında olması gerektiğinin önemine vurgu yaptı.

Azalan kaynaklara ve artan üniversite ve öğrenci sayılarına rağmen kaliteyi artırmak konusunda gayret göstermemiz gerekiyor. Doktora seviyesindeki öğrenci sayılarının da artırılması gerekiyor. YÖK 10/2000 doktora programı bu gayretleri destekliyor.

Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük eğitim sistemine sahip olacağı beklenmektedir. Bu süreçte ülkemizde orta öğretim geliştirilmeli, yüksek öğrenime önem verilmelidir. Üniversite müfredatları sektörlerle iş birliği ile geliştirilmelidir. Bu süreçte öğrencilerin beklentileri de göz önüne alınmalıdır. 
YÖK yetkilerinin bir kısmını Kalite Kuruluna ve üniversitelere devrederken üniversitelerden misyonlarını farklılaştırmalarını ve bölgesel ekonomik gelişimlere önderlik etmelerini beklemektedir.
TÜBİTAK tarafından yönetilen “2244 Sanayi Doktora Programı” doktora seviyesindeki öğrencilerle Üniversite sanayi iş birliğini geliştirmeye çalışmaktadır.

Prof. Dr. Uzun üniversiteler olarak kendi başarı hikayelerimizi yazmamız gerektiğini belirtti.

Saygılarımızla,

ÜNDER – Üniversite Öğretim Elemanları Dayanışma Derneği