ÜNDER | Yapay Zekanın Etkileri

Yapay Zekanın Etkileri


Yapay Zekanın Etkileri

Üniversite Öğretim Elemanları Derneği, 7 Haziran Pazar günü Galatasaray Üniversitesi’nin boğaza nazır kahvaltı salonunda yapay zekanın etkilerinin konuşulduğu bir etkinlik düzenledi. Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammet Uludağ’ın konuşmacısı ve ev sahibi olduğu bu etkinliğe farklı üniversitelerden  öğretim üyeleri katıldı. ÜNDER başkanı Prof. Dr. Muhammed Kurulay’ın açılış konuşmasını yaptığı ve yöneticisi olduğu bu etkinlikte yapay zeka konuşuldu.

Konuşmasında Sayın  Uludağ, eğitim modelinin değiştiğini, eski sistemle devam etmenin zor olduğunu, farklı bir öğrenci profili ile karşı karşıya olduğumuzu söyledi. Öğrencilerin bir çoğunun hayal aleminde olduğunu onların ayaklarını yere indirmek gerektiğinden bahsetti. Çoğu üniversitede öğrencilerin derse devam etmediğini, devamsızlık oranının çok yüksek olduğundan bahsetti. Bugünlerde sorulacak en doğru sorunun yapay zekanın bu kadar ilerlemesinin karşısında ne olacak sorusunun cevabının iyi aranması gerektiğini vurguladı. Bütün bunların yanı sıra IT sektörünün hızla ilerlediğini, elimizdekinin belki bin katı daha becerikli yapay zeka modellerinin yolda olduğunu, Çin ile ABD’nin bu konuda büyük bir rekabet yaptığını, bir çok ülkenin yapay zekaya ciddi manada yatırım yaptığını ifade etti. Bütün bunlar karşısında geleceğe hazır olmak için ne yapmalıyız sorusunun cevapsız kaldığını ifade etti. Ayrıca akademisyenlerin zor değişen insanlar olduğunu, bu değişim sürecinde önemli roller oynaması gerektiğini söyledi. Kötümser bir yaklaşımla bütün bu işlerin sonunun nükleer bir savaşla biteceği tahmininde bulundu. Bu nükleer savaşın ülkelerin alt yapılarını diğer bir ifadeyle yapay zeka alt yapılarını zayıflatmaya yönelik olacağının altını çizdi.

Toplantıya farklı üniversitelerden çok sayıda akademisyen katılıp konu ile alakalı fikirlerini ifade ettiler. Katılımcılardan bir tanesi akademisyenlerin veya hocaların teknolojiyi öğrencilerden iyi bilmesi gerektiğini vurguladı. Yapay zekanın zayıf bir tarafının duygusal bağı kuramamak olduğunun altını çizdi. Ayrıca öğrencilerin okula gelmemesinin bir sebebi de öğretmen ve öğrenci arasında duygusal bağın kurulamaması olduğunu belirtti. Entegre bir yapay zeka firması sahibi olan bir katılımcı yapay zekanın insanları ne şekilde yönlendireceği üzerinde düşünmemiz gerektiğini ifade etti. Yapay zekanın ortaya bir model koyduğunu, bizim bu modeli kendi sistemlerimize nasıl entegre edeceğimiz üzerinde düşünmemiz gerektiğini söyledi. İlaveten kendi ürünümüz bir yapay zeka kurmamız gerektiğinin altını çizdi. Büyük verinin önemli olduğunu söyledi. Öğrencilere veri kullanmayı öğrettiğimizi ancak veri toplamayı öğretmememiz gerektiğini ifade etti. Araçları kullanmak yerine araçları yapmaya odaklanmalıyız şeklinde bir görüş ortaya koydu. Bir diğer katılımcı ise yapay zekanın problemli taraflarına dikkat çekti. İnsanlığın ortak bir amacı olmadığını bu konuda bir fikir birliği olmadığını yapay zekanın doğruyu yansıtıp  yansıtmayacağı konusunun net olmadığını söyledi. Nasılkı çevrilen filmlerde yazılan kitaplarda bir yönlendirme olabileceği gibi burada da olacağını unutmamalıyız. Yapay zekanın evrensel ilkelerle uyumlu olması gerektiği ifade edildi. Diğer bir katılıcının vurguladığı nokta yapay zekanın tarafgir olduğunu bu konunun çözülmesinin önemli olduğunu söyledi. Türksat’ta Genel müdürlük yapmış olan bir katılımcı ise yapay zekadan korkmalı mıyız diye bir soru sordu. Cevabını da vererek hayır dedi çünkü yapay zeka mikro işlemcilerden oluşuyor onun da hammaddesi silikon. Ama korkmamız için bir başka sebep daha var o da hesaplamaların biyolojik sistemler üzerinde yapılması durumunda yani insanlar üzerinde yapılması durumunda ciddi bir korkunun ortaya çıkabileceğini ifade etti. Bir diğer katılımcı yapay zekanın daha başlangıçta olduğunu kuantum bilgisayarların gelişmesiyle genel yapay zeka aşamasına geçildiğinde insanlığın çok farklı bir noktaya geleceğinin altını çizdi.

Diplomalarının önemini yitirmeye başladığını bunun yanında yetkinliklerin daha önemli olduğunu ifade etti. Dünyanın en zenginleri ya da teknoloji şirketlerinin sahiplerine baktığımız zaman çoğunun diploması olmadığını söyledi. Sorulması gereken bir sorunun da yapay zekanın mesleklerimizi elimizden alıp alamayacağının bir sorun olduğunu söyleyerek eğitimde kodlamaya daha fazla önem vermemiz gerektiğini ifade etti. 14 yıl önce yapay zeka ve matematik üzerine doktora tezi hazırladığını söyleyen bir katılımcı lise sonrası öğrencilerin ciddi bir yönlendirmeye ihtiyacı olduğunu bununda da yapay zekadan faydalanılabileceğini ifade etti ayrıca hem o gün hem de bugün bu yönlendirmeyi yapabilmek için gerekli verileri toplamada ciddi bir sıkıntı yaşadığını ifade etti. İnsanlar mezun oldukları bölüm ile çalıştıkları alan arasındaki irtibat nedir? Bir diğer konuşmacı Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçısı olarak geride kalma lüksümüzün olmadığını ve yapay zekayla ciddi bir şekilde ilgilenmemiz gerektiğinin altını çizdi. Eğer biz kendi yapay zekamızı oluşturmazsak batının geliştirmiş olduğu değerler sistemine adapte olarak kaybolacağımızı ifade etti. Bir başka katılımcı yapay zeka alanında ciddi bir telif problemi olduğunun altını çizdi. Sanal alanda faaliyet gösteren büyük firmalara ciddi davalar açıldığını, yapay zekadan aldığımız bilgileri kullanmanın telif hakkı olup olmadığının net olmadığını bu alanda büyük bir boşluk olduğunun altını çizdi. Yapay zeka uygulamalırınıda telif hakları sayesinde sınırlama getirilebileceği belirtildi. İstanbul Üniversitesi’nden eğitimci bir hocamız bilginin önemini vurgulayarak yapay zekanın büyük ölçüde bilgiye dayandığını söyledi. Yeni açıklanan Türkiye maarif müfredatında da değerlerin önem kazandığını ifade etti. Toplu fotoğraf çekimi ile toplantı sona erdi.

ÜNDER derneğinin etkinliklerinde, özellikle karantina sürecinde hayatımıza çevrimiçi(online) eğitimin girmesi ile beraber üniversitelere ilginin tüm dünyada azaldığı birçok kez  dile getirilmişti. 2023 yılının başlarından itibaren yapay zeka uygulamaları ile bu süreç iyice hızlandı ve mevcut teknoloji üniversiteyi anlamsız hale getiriyor. Üniversiteler ve öğrenciler kendilerini değiştirmek zorunda olduğunu bu konunun üzerinde durmaya değer olduğunu belirtmek isteriz.